Hakkında Bilgiler > Genel Bilgiler > Altının Tarihi

Altının Tarihi

Yüzyıllar boyunca önemli bir değer saklama birimi olan, geçmişten günümüze para ve mücevherat yapımında kullanılan altın, son y ı llar itibariyle sahip olduğu özelliklerden dolayı endüstriyel alanda da kullanılmaya başlanmıştır (Aslan,1999, s. 4). Kendine has birçok özelliği olan bu kıymetli maden yatırım, tasarruf, süs eşyası ve değişim aracı olarak 7000 yıldan beri kullanılmaktadır. En eski altın üreticileri Mısırlılar olup M.Ö. 2000 y ı llarında saf altını elde etmeleri ile Mısırlılar altın madenciliğinin önce Anadolu ve Arap Yarımadasına, sonra da Etiyopya üzerinden Afrika’ya yayılmasına vesile olmuşlardır.

M.Ö. 3900 yıllarında birleştirdikleri ısıtma teknikleri sayesinde elde ettikleri altını eritmeye ve i şlenebilecek hale getirmeyi başarmışlardır. M.Ö. 3100 yıllarında standart altın külçelerinin basımına ve ödeme aracı olarak kullanılmasına başlamışlardır. Lidya, İran ve Makedonya medeniyetleri altın madenini para basımında kullanmışlardır. Altın ticaretinde, kullanılan ağırlık birimine “troy” denilmekteydi. Bir Troy Ons:31,10348079 grama eşittir. Ancak kullanım dilinde “ons” olarak uluslararası piyasalarda yer bulmaktadır. Ons tüm dünyada altın için kullanılan ağırlık birimi olmakla beraber gram, kilo ve ton kavramlarının da kullanıldığı yerlere rastlamak mümkündür.

Ortadoğu’da ise Tola (11,66338gr) terimi kullanılmaktadır ( Özgül, 1992, s. 2). Dünya tarihindeki kayıtları göz önünde bulundurulduğunda, altının Mısır hükümdarları döneminde, M.Ö. 3200 y ı llarında, darphanelerde eşit boyda çubuklar halinde çekilerek para olarak kullanıldığı görülmektedir. M.Ö. 550 yıllarında ise Lidya Kralı Krezos tarafından altının para olarak basılmasından sonra ticarette artış olmuştur. Yüzyıllar boyunca gücün ve zenginliğin sembolü olan altın, geçmişte daha çok para olarak düşünülmüşse de, günümüzde kuyumculukta, yatırım aracı olarak ve gittikçe yaygınlaşan endüstriyel alanlarda kullanılmaktadır. Altın, geçmiş dönemlerde, öncelikle ağırlıkları resmi mercilerce damgalanmış külçeler halinde bir değişim aracı olarak kullanılmış ve daha sonralar sikke olarak doğrudan para işlevi görmüştür.

Altın, 15. ve 18. yüzyıllar arasında Merkantilist sistem döneminde zenginliğin ana unsuru olarak görülmüş ve ihracatın arttırılmasının sonucu olarak ülkeye olan altın girişinin artması ile bir ülkenin refah ve zenginlik düzeyinin yükseleceği belirtilmiştir. 18. yüzyılda merkantilist düşünce sistemine tepki olarak doğan klasik sistemde para arzı doğrudan altın miktarı ile belirlenmiştir. 18. ve 19. yüzyılda ülkelerde para sisteminin temelini oluşturan altın, çevrilebilen para olarak benimsenmiştir. Bu sistemde 35 ABD dolarlık sabit bir fiyat üzerinden 1 ons altına bağlanmıştır. Daha sonra altının dolar karşısındaki değerini zorlaması ile Merkez bankaları çift altın piyasasını kurmayı kabul etmişlerdir.

ABD’de ödemeler dengesi açıklarının artması ve altın rezervlerinin azalmasının sonucu olarak doların altına olan çevrilebilirliği 1971’de kaldırılmıştır. Altın, petrol fiyatlarındaki a şırı artışlar neticesinde, uluslararası piyasalarda mali kaynak fazlalığının yatırıldığı bir spekülatif yatırım aracı halini almıştır.


Bir cevap yazın