Hakkında Bilgiler > Genel Bilgiler > Paranın Tarihi

Paranın Tarihi

İktisadi hayatta önemli fonksiyon ifa eden para, bir kısım araştırmacı ve tarihçiler tarafından ateşin keşfi ve harflerin icadı gibi, yine bir kısım araştırmacılar tarafından iktisadi hayatın dayandığı temel taşı veya bu damarlardan akan kan gibi değerlendirilmektedir (Watson, 1953, s.309). Paranın tarihi, insanların ihtiyaçlarını karşılamak için birbirleriyle çeşitli nesneleri değiş tokuş yapmalarıyla başlar. Değiş tokuş esnasında, örneğin ekmek almak isteyen ayakkabıcı fırıncıya ayakkabı vermek ister, fakat fırıncının ayakkabıya değil, gömleğe ihtiyacı vardır. Ortaya çıkan sorunun ve benzerlerinin basit çözümü para ile olmuştur.

Para, herşeyin değerini ölçebilen evrensel bir eşdeğerdir (Antonov, 2011, s. 33). Kavram olarak, paraya olan ihtiyaç ise asla azımsanamaz. Para, farklı etnik kökenlerin biraraya gelmesinin ve ilk devletlerin kurulmasının sebepleri arasında yer almaktadır. Para sayesinde alışverişi yapılan nesne “mal”, taraflar “alıcı” ve “satıcı” ve elde ettikleri kazançlar da “sermaye” haline gelmiştir. O zamandan beri de herhangi bir malın değeri para ile ölçülmektedir. Dahası, para ile ifade edilen mallar değerlerini de kaybetmezler. Örneğin, bugün belli bir fiyata satılan et birkaç gün sonra bozulup para etmese de, eğer bugün satılırsa da elde edilen para gelecekte yeni et almak için kullanılabilir.

İlk çağlarda ticari faaliyet gelişmiş olmasına rağmen, ticarette yüzyıllarca para kullanılmamış, mübadeleler takas (trampa) şeklinde yapılmıştır. Takas, alışverişte bir mal bedelinin başka bir malla ödenmesidir. Takas, ilk çağlarda, insanların aldıkları ve sattıkları kıymetini belirleyecek bir değer ölçü olmaksızın yürütülmüştür. Sistemin uzun müddet böyle devam etmesi, k ı ymetin bir rakamla ifade edilmediği bir ortamda dayanılabilecek tek ölçü fayda olduğundan, genelde tüccarların karlı çıkmasına sebep olmuştur. Kısacası takas usulü, ticaret tecrübesine sahip olmayan kimseler arasında fahiş karlara zemin hazırlamıştır. Bu sistem, tacirler lehine olduğundan, ticaretin gelişmesinde merhale kaydetmiş toplumlarda dahi, uzun müddet devam etmiştir. Durum böyle olmasına rağmen takas sistemi, taşıdığı çeşitli zorluklar ve sakıncalar sebebiyle daha sonraki dönemlerde terk edilmiştir.

Sistem, ticaret hayatında belirli bir kolaylık sağlamış olmasına rağmen şu sakıncaları ve güçlükleri beraberinde getirmiştir (Ergin, 1969, s.19). Bilinen en ünlü alışveriş öykülerinden biri Peter Minuit’in 1626’da yaptığıdır. 24 Dolarlık değersiz incik-boncuk karşılığında Manhattan’da bir ada satın almıştır. 1993’te ise, bu adanın değerinin 50.4 milyar Dolar olduğu tahmin edilmektedir.Eski Roma’da tuz bulunmadığından ve yiyeceklerin saklanmasında gerekli olduğundan askerlere maaşları tuz olarak verilmekteydi.

Avrupa’da 1393’te ithal edilen baharatlar çok değerli görüldüklerinden ve az bulunduklarından yarım kilo zencefil karşılığında bir gemi almak mümkündü. Bugün ise zencefilin kilosu 6 Dolardan satılmaktadır (Antonov, 2011, s.34). Tarihteki ilk madeni para basımının M.Ö VII. Yüzyılda Anadolu’da Lidyalı’lar tarafından yapıldığı bilinmektedir. Tarihteki ilk madeni para olma özelliği taşıyan Lidya parası, darp suretiyle basılmıştır. Sabit bir alt kalıp üzerine konan madeni pula hareketli bir üst kalıp yerleştirerek,bir çekiçle vurmak suretiyle darp gerçekleştirilmiştir. Baharat ve ipek yolu Anadolu’dan geçerek Avrupa’ya ulaşmıştır. Ancak, Avrupa’ya ipek getiren Çinli tüccarlara nasıl ödeme yapılacağı sorun olmaktaydı.Bu problem, ilk defa 19. yüzyılda sistematik bir şekilde çözülmeye başlanmıştır.


Bir cevap yazın